Efsane Diziler Kuşağı | True Detective

Türkiye’de oturup hiç HBO izlememesine rağmen onun hakkında müthiş düşünceleri olan bir sürü insan var. Efsanevi denilebilecek her dizinin altında Amerika’nın HBO kanalının imzası var çünkü. The Sopranos, Six Feet Under, Oz, Game of Thrones … Bu liste cidden uzar gider.

İşin aslı şu ki HBO gerçekten farklı bir kanal. Özellikle drama dizileri konusunda detaycı bakış açısı, her dizinin seyirciyi etkileyen atmosferi, giriş temaları… Tüketim kitlesine çok fazla hitap etmeyen, televizyonda sanat yapmayı başarabilen bir kanal izlenimi veriyor.

True Detective de HBO’nun diğer işlerine uyan bir profil çiziyor. Kanalın yeni polisiye – dramasında Matthew McConaughey, Woody Harrelson gibi yıldızlar başrolde. Şu anda pek aktif gözükmese de ileriki bölümlerde Michelle Monaghan’ın da dizideki rolleri kritikleşecek bana kalırsa. Dizi Louisiana’ya bağlı bir kasabada geçiyor.

Teksas’tan yeni gelmiş dedektif Rust Cohle ile bölgenin gediklisi Martin Hart daha önce bu sıradan kasabada hiç karşılaşılmamış bir cinayet vakası üzerindeler. Cohle kendi tarifiyle pesimist olarak olaylara yaklaşması, zekası ve hayatın rutininden başka onu hayata bağlayan bir şeyin olmamasıyla biliniyor. Hart ise biraz daha tecrübeli, ağırbaşlı ama şimdilik onu öne çıkaran başka bir özelliği yok. İkilinin pek ortak özelliği yok. Cohle pek konuşmayı sevmiyor ancak konuştuğunda da Hart onu sevmiyor. Hart çok konuşuyor ancak Cohle’un da Hart’ın konuştuklarına verecek cevabı yok yada vereceği cevaptan Hart memnun kalmıyor.

Olay örgüsü ritüelist bir yaklaşımla işlenen bir cinayetin aydınlanması üzerine şekilleniyor. Konunun muammalığı da diziyi iki farklı zaman diliminde anlatılmaya itiyor doğal olarak. İlki olayların gerçekleştiği 90’ların sonu. İkincisi ise günümüz…

90’ların sonunda cinayetin araştırılması sürecini izlerken, günümüzdeki sahnelerde Rust Cohle’un dedektifliği bıraktığı ancak hala o dönemdeki soruşturma sebebiyle gözaltında bulunduğu zamanı izliyoruz. Tabii ki bunlar spoiler sayılmaz zira sadece bu anlatılanlar dizinin pilot bölümünde geçenler.

Diziyi Neden İzlemeliyim ?

Bu soruya verebileceğim ilk yanıt kesinlikle HBO olurdu. Kanalın bu konulardaki özgeçmişi seyircisini her zaman tatmin etmiş ve etmeye devam ediyor. Bunun dışında polisiye dizilerde ve filmlerde hep şöyle bir durum olur. Konu derindir ancak konuyu anlamak, irdelemek ve çözmek için vakit yeterli değildir. Siz sadece karakterlerin olayı çözdüğünü görürsünüz ve bununla tatmin olmanız beklenir. Ancak True Detective bu durumun tam tersi bir yaklaşım içerisinde.

Konu inanılmaz ağır işliyor ve sanki soruşturmada üçüncü bir dedektif sizmişsiniz gibi bir izlenime kapılıyorsunuz. Bu da sizi dizi ağır işlemesine rağmen dizide tutuyor ve olaya dahilmişsiniz gibi hissediyorsunuz. Bunun yanında karakterler, birbirleriyle olan diyalogları, çekilen ortamlar o kadar gerçekçi ve bir o kadar estetik ki hayran olmamak elde değil.

Diziden harika bir sahne;

Bu Dizilere Bakmadın Mı ?

Yusuf

Oz'la başlayan yabancı dizi bağımlılığı Six Feet Under, Rome, Prison Break ile devam etti. Yeni dizileri gördükçe geçmişi yâd etmekten kendini alamasa da hem kendisi hem de sizler için iyiyi bulma gayretiyle kendini paralıyor. Bu aralar House of Cards, Game of Thrones izliyor. Yakında pilot bölüm izlemekten ölecek.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir