Fargo | Dizi Tavsiye

Daha önce Coen Kardeşler tarafından sinema filmi çekilen hikaye yoğun kara mizah hamuruyla harmanlanarak televizyona uyarlanmış.

Billy Bob Thornton, Martin Freeman, Colin Hanks, Allison Tolman ve Bob Odenkirk’ün başrollerini paylaştığı dizinin merkezinde Lester Nygaard karakteri var.

Lester’in başarısız bir işi ve başarısız bir kariyeri var. Daha gençlik yıllarından itibaren sürekli hor görülen ve başarısızlığın timsali olarak görülen bu adamın içine kapanık bir yapısı var. O sustukça herkes konuşuyor, o tepki vermedikçe herkes onun üstüne geliyor.

Yine öyle zamanlardan birinde lisedeki belalısı Sam Hess ile yolda karşılaşıyor ve yine onun zalimliğine maruz kalıyor. Hastanede tedavi için sırada beklerken kentin yabancısı bir adam ile tanışıyor. Adam Lester’ın bu haline üzülüyor ve onun için bir iyilik yapmak istiyor. Birbirini hiç tanımayan bu iki adam doğaçlama bir şekilde kader ortağı oluyor.

Mizah anlayışının özgünlüğü sayesinde gülmeye yeni bir şekil kazandıran Fargo’da kişiler arasındaki doğal davranışların her biri bile temelinde komik unsurlar barındırıyor. Karakterler bu anlamda özenle inşaa edilmiş ve oyuncular da sarkastik tavırlarıyla onlara güç vermekte.

Şu replik sanırım daha net aydınlatır sizi.

– Bir oda istiyorum.
– Sadece size mi?
– Pardon?
– Odayı tek mi kullanacaksınız?
– Ne farkı var ki?
– İki kişinin ücreti farklı. Köpek veya kediniz varsa 10 dolar fazla ödeyeceksiniz.
– Ya balığım varsa?
– Anlamadım?
– Balık da 10 dolara mal olur mu?
– Ya da örümcek veya farem olsa?
– Ya bakteri besliyor olsam?
– Bakteri bir evcil hayvan değildir.
– Olabilirdi.
– Başka bir motelde daha mutlu olabilirsiniz belki bayım.
– Prensibinizi bilmek istedim. Kurum Bilgisi okuyorum da.

Bu replik Billy Bob Thornton‘un canlandırdığı şehrin gizemli katiline ait. Onun bu repliklerinin ileri ki bölümlerde fenomen olacağına ve hakkında fan sayfaları kurulacağına hiç şüphem yok. Fenomen dizi karakterleri demişken Martin Freeman’ın canlandırdığı Lester Nygaard karakterinin de aşağı kalır yanı yok. Sürekli hor görülen yetişkin bir adamın uzun zamandır doğru anı kolladığını görmek biraz ürkütse de çokça içten içe güldürüyor.

Dizinin kendine has mizahından bahsettik ancak bir de kendine has cezalandırma, öldürme yöntemleri de mevcut. Bu anlamda Coen kardeşlerin orijinal hikayesine de sık sık öykünme söz konusu. Dizideki ölümler, cezalandırmaların kendine has şiirsel yönleri var.
Cinayet olmayan topraklarda birdenbire sıra dışı cinayetlerin işlenmesi de tabii ki yaşanan olayların izleyen üzerindeki etkisini arttırıyor.

– Niye seninle öyle konuşmasına bir şey demiyorsun?
– O kadar da kötü değildir.
– Çocuk, seni istiridyeyle kıyasladı.
– Ne yapayım?
– Bir keresinde biri bana hakaret etmişti. Benzin deposuna işedim ben de. Araba bir daha düzgün gitmedi.
– ………………………….
– Leroy Moteli ?
– Bayan, penceremden baktım… Ve genç birinin, kırmızı bir Cavalier’in benzin deposuna işediğini gördüm.

2014 yılında FX’in çıkardığı dizi şu anda üçüncü sezonunda ve yeni karakterlerle aynı yolu farklı şekilde yürümeye devam ediyorlar. İzlemeye doyamayacağınız hatta fava atıp bekleyemeyeceğiniz bu diziyi şiddetle tavsiye ediyorum.

Bu Dizilere Bakmadın Mı ?

Yusuf

Oz'la başlayan yabancı dizi bağımlılığı Six Feet Under, Rome, Prison Break ile devam etti. Yeni dizileri gördükçe geçmişi yâd etmekten kendini alamasa da hem kendisi hem de sizler için iyiyi bulma gayretiyle kendini paralıyor. Bu aralar House of Cards, Game of Thrones izliyor. Yakında pilot bölüm izlemekten ölecek.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir