La Casa De Papel | Soyma Sanatı

Tarihin en büyük soygunu için bir araya gelmiş bir ekip her hamlesi hesaplanmış bir soygun planı ile ne kadar ileri gidebilir ?

Profesör lakabıyla tanınan bir dahi İspanya’nın hırsızlıktan hüküm giymiş/nam salmış, her biri farklı dallarda uzman bir grup suçluyla İspanya Kraliyet Darphanesi’ne eşi görülmemiş bir soygun planlar. Her ayrıntısı hesaplanmış olan bu soygun değişkeni fazla parametreleriyle her geçen saatinde daha da karmaşık bir hal alacaktır.

İspanyol yapımı dizinin ünü kendi sınırlarını aştığında Netflix dizinin haklarını satın alarak bizimle buluşmasını sağladı. Netflix birçok yapıma sahip olmasına rağmen Türk izleyicileri tarafından en sevilen dizisi La Casa De Papel olmasının altında bence yatan birkaç bariz sebepler var. Ki aynı sebepler bence dizinin dünyaca ünlü bir fenomene dönüşmesini engelliyor.

Sarmal Kurguda Boğulmak

Yıllar yılı yüksek prodüksiyonlu Türk yapımı izleyememek izleyici kitlesinde artık algıda seçicilik oluşturuyor. İnsanlarımız karmaşık kurgulardan hoşlanıyor, daha doğrusu zekasıyla bunu çözebiliyor olma ihtimali çekici geliyor. La Casa De Papel de her bölümde yaptığı flashbacklerle, karakterlerin farklı yönlerini keşfetmemizle zihin sınırlarını gıdıklıyor.

Yüksek Doz Melodram

En zayıf noktamız. Dizi – film zevkimizde de, gerçek hayatta da melodram zayıf noktamız. Akdeniz kültürünün parçası mıdır nedir İspanyollar da bize bu konuda fena halde benziyorlar. İmkansız aşklar, sıklıkla yaşanan duygu patlamaları, karmaşık ilişkiler… Tam bize göre ! Ancak bence yüksek doz melodram dizinin daha yerel kalmasını sağlıyor. Yani bir İngiliz ya da Amerikalı birbirlerinin dizilerini izleyebilir ve hatta tüm dünyaya da sunabilir. Çünkü dizi ona göre dizayn edilir ancak La Casa De Papel gibi bir yapımı Türkiye, Orta Doğu ve bilumum Latin Amerika ülkeleri hedef kitlesidir ancak bu işin lokomotifi sayılabilecek ülkelerde ilgi görmez.

Bu eleştirel noktalarından sıyrıldığımızda ise hakkını vereceğimiz noktaları da atlamamak gerekiyor. Ne de olsa her zaman kaliteli bir diziye rast gelmiyoruz. Geldiğinde de linç etmemek lazım.

Kısıtlı Mekanda Yaratıcılık

Kısıtlı mekan yapımcının yüzünü güldürür ancak film ekibi için ızdıraptır. Dizinin çok büyük bir kısmı tek mekanda geçmesine rağmen izleyicinin pür dikkat kesilmesini sağlamak çok zordur. Bu noktada film ekibinin büyük bir başarısı olduğunu belirtmeden geçmeyelim.

Karakter Derinliği

Başrol olmayan oyuncunun bile hayatından bir kesit vermek aslında detaylara verilen önemin de göstergesidir. Seyirci bunu hep ister ve arzular ancak film ekibi tarafından çoğu zaman kolaya kaçılarak gözardı edilir. La Casa De Papel bu konuda oldukça cömert ve birçok karakterin içerisinde hepsine kısa kesitler ayırarak seyirci – karakter bağını oldukça kuvvetlendiriyor.

Öngörülemez Diyaloglar

Ana akım sinema ve televizyon yapımları ister istemez bizde bir ezber oluşturuyor. Yani tahmin edilebilir reaksiyonlar, diyaloglar, sonuçlar vs… Dizi bu tekdüzeliğin oldukça dışında kendi orijinal davranışları ve imzası sayılabilecek hareketleri var.

Sonuç itibariyle bence romantizmin biraz daha az, şiddetin biraz daha yoğun olduğu bir La Casa De Papel dünyaca ünlü bir fenomene dönüşme potanisyeline sahip. Böyle de seviyoruz ve takipteyiz. Yanlış olmasın 😉

Bu Dizilere Bakmadın Mı ?

Yazar: Yusuf

Oz'la başlayan yabancı dizi bağımlılığı Six Feet Under, Rome, Prison Break ile devam etti. Yeni dizileri gördükçe geçmişi yâd etmekten kendini alamasa da hem kendisi hem de sizler için iyiyi bulma gayretiyle kendini paralıyor. Bu aralar House of Cards, Game of Thrones izliyor. Yakında pilot bölüm izlemekten ölecek.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.